27 Ağustos 2014 Çarşamba

Sektörlerin Rekabet Durumu

Dünya Gazetesi'nden İsmet ÖZKUL'un köşe yazısında incelediği ve özetlediği TÜİK istatistikleri ilgi çekici. Kısa bir özet:

"TÜİK verilerine göre düşük düzeyde yoğunlaşma olan, yani rekabet koşullarının daha düzgün işlediği sektör sayısı 2011'de 220 iken 2012'de 227'ye yükseldi. Buna karşın yoğunlaşmanın çok yüksek düzeyde olduğu, yani tekelleşmenin etkili olduğu sektör sayısı 117'den 110'a geriledi.

Orta düzeyde yoğunlaşma olan sektör sayısı 93'ten 91'e gerilerken, yüksek düzeyde yoğunlaşma olan sektör sayısı aynı sayıda artarak 85'ten 87'ye çıktı. Yüksek ve çok yüksek yoğunlaşma olan sektör sayısı 5 azalırken düşük yoğunlaşma olan sektör sayısı 7 arttu"

17 Ağustos 2014 Pazar

Bahşiş Meselesi

Türkiye'de, kimi zaman, bozukluklardan kurtulmak ya da yemek sonrası hesabı tüme tamamlamanın bir yolu olan; çoğu zaman da  yemek hesabı ödenirken "garson için de şu kadar koyalım" diye atlanmayan bir olaydır bahşiş. Cömert bir bahşiş vermeden hesabı kapatmayanlar olduğu gibi kuruş fazla para vermek istemeyen insanlar da var. Garsonların kimileri için bahşiş normalleşmiş bir olayken, kimi garsonların sevindiği, vale gibi mafyözlerin ise fiks ücrete bağladığı bir olay.

Her turistik rehberde bahşişin özellikle vurgulandığı ABD'de ise bu mesele (özellikle restoranlarda) hesabın zorunlu bir parçası. Kanunen sizi sorumlu kılan bir durum yok tabii ki, ancak gelen fişlerde hesabın %10-15-20'sine göre ne kadar bahşiş verebileceğinize dair bilgilendirmeler bir yana sizi yabancı gören garson kızın "la bunlar bahşiş vermezler falan ben bi yazayım da ne olur ne olmaz" diye fişe bozuk İngilizce'yle not düştüğü de deneyimlenen durumlardandır. (Bkz: foto). ABD'de verilen bahşişin yıllık 40 milyar dolar olduğunu duymak da insanı şaşırtıyor.

Günlük hayatımızda "ne kadar versem" acabaların dışında (genellikle %10-15'tir cevap) pek yer tutmayan bahşişin ekonomisi hakkında Freakonomics Podcast radyoda, kitabın yazarlraı Dubner ve Steve Levitt'in oldukça kapsayıcı bir yayınının tekstini okudum. Dinlemek isteyenler buraya, okumak isteyenler buraya tıklayabilir. Bu yayında ortaya çıkan bazı hususlar üzerine bir özetine yer vermek isterim:

Efenim, Dubner ve Levitt, birçok garson, çalışan ile yapılan röportajların yanında bahşiş meselesine akademik olarak bakan, Cornell'den Michal Lynn''e bayağı söz vermişler. Lynn'in araştırmalarına göre ABD'de:
- Fit, güzel iri göğüslü 30larında sarışın kadın garsonlar daha yüksek bahşiş alıyorlar.
- Kadınlar erkeklere, erkekler kadınlar daha yüksek bahşiş veriyorlar.
- Hizmetin iyi olması ile bahşişin yükseliği arasında korelasyon düşük. Yani  bahşişin yükseliğini hizmetten öte diğer değişkenler belirliyor.
- Garsonun müşterinin omzuna dokunması ya da masanın yanında diz çökmesi (daha iyi iletişim için tabii ki) bahşişi arttırıyor.
- Fişe yazılan notlar, çizilen gülümseyen suratlar (kadınlar tarafından çizildiyse) bahşişi arttırıyor.
- Zenciler beyazlardan daha az bahşiş alıyor. Hatta Lynn bu nedenle bahşişin ayrımcı olduğunu ve yasaklanması gerektiğini söylüyor.

HBS'ten Magnus Torfason ise ülkelerde bahşişin konu olduğu meslek sayısları hakkında bilgi verdikten sonra (ABD'de 33, izlanda'da sıfır) bahşiş davranışı ile üklelerdeki yolsuzluk seviyesi arasında anlamlı bir pozitif korelasyon bulduğundan bahsediyor.

Podcastte bahşişin konu olduğu sektörlerde çalışan, başta garsonlar olmak üzere, birçok kişi ile yapılan mülakatlar da var.

Enteresan.

İşte bahşiş meselesi böyleyken böyle.