29 Ekim 2010 Cuma

Şirketiçi Avukatların İletişim Belgelerine İmtiyaz Yok

Avrupa Komisyonu'nu dava eden Akzo Nobel Chemicals Ltd and Akcros Chemicals Ltd., davalarında rekabet otoritesi yetkilileri tarafından yerinde inceleme sırasında şirkette bulunan ve şirketiçi avukat ile şirket yönetimi arasındaki iletişimindeki rekabet hukukuna ilişkin tavsiyelere ilişkin belgelerin avukat-müvekkil gizliliği imtiyazından faydalanması gerektiğini iddia etmişti. Avrupa Adalet Divanı ise verdiği kararda şirket-içi avukatların müvekkillerinden yeterince "bağımsız" olmayacaklarından maaşlı avukat ile müvekkiller arası iletişimin bu imtiyazdan faydalanamayacağına hükmetti.

Uzunca bir süredir, şirket-içi avukat yazışmalarının imtiyaz kapsamında olup olmadığı tartışıyordu. Bahsekonu davaya ilişkin Avrupa Birliği İlk Derece Mahkemesi, Akzo Nobel v. Komisyon Kararı’nda “bağımsız avukat” kavramı üzerine bir tartışma yapmış ancak birlikte üye ülkeler arası ortak bir mevzuat olmamasından olmadığnı ileri sürerek bu kapsamda bir belirsizlik olduğu ifade etmiş ve ATAD’ın AM&S v. Komisyon davasında verdiği karara uygun olarak Komisyon uzmanlarının yerinde incelemede elde ettiği şirket içi avukat-müvekkil yazışmalarının bahse konu imtiyaz kapsamında olduğu iddiasını reddetmişti. Temyizde ise ATAD yukarıda aktardığım şekilde ilk derece mahkemesinin kararını onayladı.

Rekabet hukukuyla ilgili bir kaynak olan Mondaq'ın haberine göre ise Lizbon Anlaşması ile Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu'nun, AB Hukukunu bağlayıcı etkiye kavuştuğundan Akzo'nun kararı Strazburg mahkemlerine taşıyıp taşımayacağı merak ediliyor.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Freakonomics'ten...

"Morality, it could be argued, represents the way that people would
like the world to work—whereas economics represents how it actually
does work. Economics is above all a science of measurement. It comprises
an extraordinarily powerful and flexible set of tools that can reliably
assess a thicket of information to determine the effect of any
one factor, or even the whole effect. That’s what “the economy” is,
after all: a thicket of information about jobs and real estate and banking
and investment. But the tools of economics can be just as easily
applied to subjects that are more—well, more interesting."



"Freakonomics: A Rogue Economist Explores the Hidden Side of Everything"
Revised and Expanded Edition
Steven D. Levitt and Stephen J. Dubner

15 Temmuz 2010 Perşembe

Makroekonomide Davranışsal İktisat Her Derde Deva mı?

Carnegie Mellon Üniversitesi'nden Loewenstein (iktisat-psikoloji PhD. hmm) ve Duke profesörü Ubel'den NYT'de yayınlanan bir op-ed "Economics Behaving Badly"

Yazı, gittikçe popülerleşen davranışsal iktisadın, obezite, emeklilik için yapılan birikimlerin düşüklüğü gibi sorunların nedeselliğini bulmakta işe yaradığını ancak politika yapıcıların çözüm için davranışsal iktisat bulgularına fazla bel bağladığından dert yanıyor.

Örneğin, obeziteye karşı "yemeklerin üzerine kalori etiketleme zorunluluğu" uygulamasının aslında çok düşük bir etkiye sahip olduğunu en etkin çözümün standart ekonomik modelin önerdiği çerçevede yüksek kalorili yiyeceklerin vergilendirilmesi ya da bu konudaki tarımsal desteklerin düşürülmesi olduğu iddia ediliyor.

Doktorların, promosyonlara göre ilaç reçete etmesindeki etik sorunsallığın çözümü olarak bu uygulamanın kanundışı sayılması yerine sadece doktorların aldığı bu promosyonların ilan edilmsine yönelik uygulamanın ne kadar işe yarayacağı sorgulanıyor. Yani sözde, bilgi eksikliği olan tüketiciyi bilgilendirirsek davranışsal iktisat işlemeye başlar ve bu sorun tutum ve davranış değişiklikleriyle çözülür.

Davranışsal iktisadın makro alanda kullanımına yönelik güzel bir eleştiri.

2 Nisan 2010 Cuma

Borç Alıp Tasarruf Yapmak

Duyduğuma göre bir bankadan kredi çekip bunu vadeli mevduata yatırıp bayağı bir birikim yapabilen insanlar varmış. İrrasyonel gelse de çok mantıksız bir durum değil bu. Tasarruf yapmanın en büyük zorluğu kişinin bu kadar tüketim güdüsü (reklamlar, trendler, hayat tarzları, kredi kartı kampanyaları, bonuslar) içinde kendini birikime adayabilmesidir. Kredi olarak çektiğiniz bir parayı, faize yatırdığınız zaman o krediyi ödemek, faize yatırdığınız parayı da çekmemek üzere çok güçlü bir güdü oluşuyor. Örneğin 10.000 TL kredi çekip faize yatırdığınızı düşünelim.

Vakıfbank Taksitli İhtiyaç Kredisi 12 ay vadeli 1,39 faizle 10.000 TL kredi çektiğinizde 12 ay sonunda toplam 11.069,22 TL ödemiş oluyorsunuz. Buna 260 TL dosya masrafı ve hayat sigortası eklediğinizi düşünür isek toplamda 11.329,22 TL ödüyorsunuz.

Şimdi de mevduat faizine bakalım. 10.000 TL'yi %8,50'den vadeli mevduata yatırıp faiz alırsanız 12 ay sonunda toplam (vergi düşüldükten sonra) 10.722,50 TL alıyorsunuz.

Yani 11.329,22-10.722,50= 606,72 TL

Yani net soru şu: bir yıl boyunca 10.000 TL biriktirmek için 606,72 TL harcar mısınız? Bu oran tabii ki kişinin tasarruf -ve tabii harcama- eğilimi ile ilgili. Eğer, mevcut harcama alışkanlıklarınız ile ben bir yıl içinde bu parayı biriktiremem diyorsanız belki de 606,72 TL'yi gözden çıkartıp bir birikime sahip olabilirsiniz.

Konuyla ilgili bir makale burada. Abstract da aşağıdadır efenim. Makaledeki atıfa aynen katılıyorum: "Likit olmayan tasarruflar bir öz-kontrol (self-control) aracııdır" Repetto and Tobacman (2001). Makale biraz ayrıntı. Ama literatür taraması ve referanslar konu ile ilginenler için bir kapı açıyor:


A Behavioral Model of Simultaneous Borrowing and Saving
Karna Basu
Department of Economics, University of Chicago
June 27, 2008
Abstract
Why do individuals borrow and save money at the same time? I present a model in
which sophisticated time-inconsistent agents, when faced with a future investment opportunity,
rationally choose to save their wealth and then borrow to fund the investment. The
combination of savings and a loan generates incentives for future selves to invest optimally
by punishing over-consumption. This paper contains two main results. First, I show that
agents who simultaneously save and borrow can have higher lifetime welfare than those who
don’t. Second, I show that agents who have access to a non-secure savings technology can
be better off than those who only have access to secure savings.

23 Ocak 2010 Cumartesi

Türkiye'nin Yolsuzluk Başarısı

Hayır ironik bir başlık değil.

NTV'nin haberine göre Türkiye 54 ülke arasında yolsuzluğun en az olduğu 3. ülkeymiş. Haber PWC'nin Küresel Ekonomik Suç adlı anket ve raporuna dayandırılıyor. Haberden bir alıntı:

"Türkiye'nin, yüzde 15 oranındaki yolsuzluk oranıyla, yüzde 30 olan dünya ortalamasının çok altında olduğuna dikkat çekilen raporda, en az yolsuzluğun görüldüğü ülkenin Japonya olduğu, Japonya'yı da Hong Kong ile Türkiye'nin izlediği ifade edildi.

Yolsuzluğun, yüzde 20'nin altında olduğu ülkeler arasında, İsveç, Singapur, İsviçre, Finlandiya ve Romanya gibi ülkeler bulunuyor.
Yolsuzluğun en çok bulunduğu ülkelerin arasında ise birinci sıradaki Rusya'yı, Güney Afrika, Kenya, Kanada, Meksika, Ukrayna, İngiltere, Yeni Zelanda ve Avustralya gibi ülkeleri izliyor
."

Enteresante...