10 Şubat 2007 Cumartesi

Veriler, verisizlik.

Merhaba,

Hemen bir konuyla başlamak istiyorum. Konumuz "verisizlik".

Dünyada herhangi bir konuda araştırma yapmak isteyenlerin en önemli ham maddesi veridir. Bir mühendis için de bir sosyal bilimci için de istatistiki veriler oldukça önemlidir kanımca. Kantitatif bir makale de çıkarsanız, kalitatif bir sosyal tespit de yapsanız söylediklerinizi istatistiklerle destekleyebilmek oldukça önemlidir. Ancak verilerini, bilginin bu önemi ona ulaşabilmeyi kolaylaştırmıyor da.

Bu "verisizlik" derdine tezimi yazmaya karar verdikten sonra düştüm. Tamam lisans öğrenimimde de verilerin, istatistiki bilginin öneminin az çok farkındaydım. Ancak ne yazık ki bu sorun "Ekonomik krizler ve tüketici davranışları"nı araştırırken karşıma kocaman, çelikten bir küp gibi dikildi. Bu bağlamda maliyet ve gizlilik karşımıza iki kardeş problem olarak çıkıyor.

Her iyi bir iş çıkarmak isteyen araştırmacı, yaptığı araştırmalarda olabildiğince derine ve ayrıntıya inmeye çalışır. Günümüzde makro verilerle tatmin olan çok az araştırmacı vardır. Ancak veriler mikrolaştıkça maliyetleri artıyor. Bugün sağlam bir çalışma için ihtiyaç duyulan basit bir istatistik için anketörlerin, uzmanların, araştırma şirketlerinin devreye girmesi gerekebiliyor. Bu verilerin güvenilir ve sağlam olması da o araştırmaya ayrılan bütçe ile doğru orantılı.

Bunun yanında veriler ayrıntılandıkça gizliliği de artıyor. Bugün tüketici davranışları hakkında Migros ya da Carrefour'da bir tıkla önünüze serilebilecek istatistikler gizlilik/firma politikası gibi nedenlerle kısıtlanıyor. Mesela TÜİK'in enflasyon sepeti ağırlıkları bir devlet sırrı niteliğindedir. 11 alt başlığa kadar inen sepet içeriklerinin ağırlıkları sadece 2 alt başlığa kadar (2. dereceden) yayınlanmaktadır.

Neyse, dediğim gibi tez çalışmamdaki en büyük sorun olan "verisizlik" gerçeğini sizinle paylaşmak istedim kısacak. Nerde bu devlet, nerde bu veriler, nerde çoraplarım?